Genel Olarak Şamanizm

Posted by Unknown On 27 Mayıs 2013 Pazartesi 1 yorum
     Şamanist uygulamalarının en temel özelliği avcı ya da göçebe toplumların karakteristiği olmasıdır. Bu toplulukların dini hayatı, tarım topluluklarına nazaran daha çok bireysel uygulamalarla oluşur. Şamanın eylemi bunun kanıtıdır. Bu toplulukların ölüm karşısındaki tavırları doğayı ve doğayı yöneten güçleri ele alışları tarım topluluklarından farklıdır. Tarım yapan kişi veya toplum ölümü tohumun toprağa atılması gibi ele alır. Buğday başağı koparılarak hem insanlara yiyecek sağlar hemde gelecek yıl yeniden doğmak için bekletilmekte ve baharın gelişi ile yeniden diriltilmektedir. Oysa avcı dünyasında öldürülüp kesilen hayvan insana özünü sağlayacak olan etini verir,dişleri onun süsü, postu onun elbisesi ve çadırı, sinirleri ipi, kemikleri aleti olur. Hayvan yaşamı, bütünüyle insan hayatına ,yaşamına, aktarılmıştır. Bundan dolayı tarım ile uğraşan doğayı reenkarnasyon olayı gibi algılar ancak avcı için bu söz konusu değildir. Avcı kullandığı hayvanı kutsal görür ona saygılı davranır çünkü onu bir kez avlayacak ve o avladığı bir daha yaşayamayacak. Bunun bilincinde olan avcı onların ruhlarını ve yaratılmış olan her şeyin ruhlarını kutsal görür. Burada kutsallıktan kasıt onlara tapınma değildir. Onları hayatlarının devamını sürdürmesi için birer araç gördükleri için saygı duyarlar.
     Yine tarımla uğraşan topluluklarda kollektif üretim çok gerekli ve yoğun olduğu için dini ritüeller toplu katılımla rahipler ya da ruhban sınıfla gerçekleştirilirken, avcı göçebe toplumlarda kollektif eylem tarımcıya oranla daha düşük düzeyde olduğu için dini ritüeller daha bireysel düzende geçer. Bunun en önemli örneği ŞAMAN'dır. Şaman, tarım toplumlarında ki rahip yada ruhban sınıfla karıştırılmamalı. Şaman toplumdaki kutsallığa bütünüyle hakim bir rahip değildir. Bazı kurban törenleri, cenaze törenleri o olmadan da yapılabilir. O, tarımcı toplumda ritüelin döngüsel doğası sonucu belirlenmiş ayini yerine getiren rahipten, din adamından farklı olarak, toplumu nereden geleceği belli olmayan tehlikelerden, kıtlıktan, hastalıklardan ve kötü ruhlardan koruyan birisidir. Bu yönüyle şaman, rahipten ayrılır. Tarım toplumlarında rahipsiz çogu dini ayin ve ritüeller yapılamazken, avcı göçebe toplumlardaki şamanizm inancında, şaman olmadan her türlü ayin ve ritüeller tam anlamıyla yapılabilir. Belirttiğimiz üzere şaman, toplumunu habersiz gelecek olan tehlikelerden korumakla yükümlüdür. O nun tek amacı toplumu kötü olaylardan korumaktır.
     Buraya kadar şamanizm hakkında çok genel bir açıklamada bulundum, bir sonraki yazılarımda Türklerde Şamanizm başta olmak üzere diğer toplumlardaki şamanizm anlayışları üzerinde duracağım
READ MORE

Gök Kurt

Posted by Unknown On 0 yorum

      Gök Kurt ve Ak Geyik gökte doğmuşlardır. Kurt sürülerini idare eden kurtlara gök kurt, geyik sürülerini idare eden geyiklere ise gök geyik denir. Bazı Türk halkları soylarının kurttan, bazıları ise geyikten türediğini kabul eder. Cengiz Han'ın ilk ataları gök kurt ve dişi bir geyiktir. Gök kurt Türk mitolojilerinde büyük bir öneme sahiptir. Öyle ki Türkler kendilerine göksel Türk anlamına gelen ''KÖKTÜRK'' adını kullanmışlardır. Daha sonraki yazılarımda ise Türklerin sembol olarak neden kurdu seçtiklerini ayrıntılı anlatacağım. Ve unutulmaması gereken bir not : 
     Türkler her zaman bozkurdu seçmişlerdir. Bunun nedenlerini ayrıntılı olarak açıklayacağım. 
READ MORE

Türk Mitolojisinde Ateş

Posted by Unknown On 26 Mayıs 2013 Pazar 0 yorum
                                               Türk Mitolojisinde Ateş
 
      Türk-Moğol halkları,
eskiden beri başka halklarca da kutsal sayılan ateşe büyük bir saygınlık göstermiş ve onda bir ruh bulunduğuna inanmışlardır. Altaylılar bu ruha ot ezi ''ateş sahibi'', Yakutlar , aynı anlamda olmak üzere, ot iççite derler. Ateşin gökten geldiği, Türk-Moğol halklarında pek yaygın bir düşüncedir. Türklerin eskiden beri ateşte temizleyici bir güç gördükleri, tarihi belgelerle sabittir. Bu arada ateşin insanı kötülüklerden, kötü ruhlardan ve dolayısıyla hastalıklardan koruyan bir özelliği olduğu inancı, çeşitli nedenlerle yapılan törenlerden de anlaşılmaktadır.
     Türklerde eskiden ateş, gelecekten haber veren bir unsur olarak da kullanılmıştır. Türk-Moğol halkları ateşi insan biçiminde, canlı bir varlık olarak düşünür ve ona karşı saygıda kusur etmemeye çalışır. Altay ve Sibirya halklarında ateşe kurbanda sunulur. Yeni evlenenlerin ateşe törenle yağ dökmesi, yemek yerken, iki içerken ateş ruhuna da bir pay ayrılması adettendir. Soyotlar ile Altay Türkleri, ateş ruhuna kurban olmak üzere, koyun, Buryatlar ise kısrak keserler. Başka ruh ya da tanrılara sunulan kurbanların da bazen ateşe atıldığı görülür. Nitekim Beltirler, Göktengri'ye kurban olarak kesilen hayvanın kemikleri ile derisini ateşe atıp yakarlar. Moğollarla, Altay halkları ateş ruhunu dişi olarak düşünürler. Teleütlerde bir ot ene ''ateş ana''dan söz edilir. Buryatlar ile Çuvaşlarda da ''ateş ana'' ile ''ateş baba'' yan yana geçer. Buryatlarda gali eceni ''ateş ruhu'' simgeleyen bebekler, ocağın yanında bulunan bir çekmecede saklanır.
     Volga Türklerinin bir öy öyesi ''ev sahibi'' vardır. İnsan şeklinde düşünülen bu ruh, evi korur, ev halkının iyiliğine çalışır. Ama, her hangi bir şekilde küstürülürse, eve hastalık da getirebilir. Onun için bu ruha, yılda hiç olmazsa bir kez bulamaç sunulur ya da sonbaharda bir kurban kesilir. Volga Türklerinde birde abzar öyesi denilen ''ahır ruhu'' geçer. O bölgede bu ruhun adına siyah bir kuzu kesmek adettir. Yakutlar ev ruhuna cie iççite derler. Onlarda ayrıca balagan iççite ''çadır sahibi'' diye bir ruhtan söz edilir. Sibirya halklarında ev ruhunu simgeleyen bebeklere de rastlanır. Soyotlar yemek yedikleri zaman, kumaş deri yada tahtadan yapılmış olan ''ev sahibi''ne de bir pay ayırmayı unutmazlar.
READ MORE